Aptallaşıyor muyuz?
İlk olarak nerede gördüğümü hatırlamıyorum ama zannederim birkaç hafta önceydi ama yazıyı yazma ihtiyacı Barış’ın blogunu okurken geldi. Yazıyı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Özellikle gününüzün birkaç saatten fazlasını internet başında geçiriyorsanız mutlaka okumalısınız.
Nicholas Carr‘ın bahsettiği değişiklikleri yaşamaya başlamamın üzerinden yaklaşık 5 sene geçti. Devamlı kitap okuyan biri olarak bu değişimi farketmemek olanaksızdı. Özellikle okuduğum blogların sayısını artmasından sonrada gözümün direk konunun özünü aramaya başladığını farkettim. İstemsiz olarak direk konuya girilmesini bekliyor bir şekildeyim.
Dünde Ağustos ayı Skylife dergisine göz gezdirirken Doğan Hızlan röportajı dikkatimi çekti kendisinin aşağıdaki cevabı belki de tamamlıyor Nicholas Carr’ın düşüncelerini.
Skylife : 50′li, 60′lı yıllarla kıyasladığınızda bugün pek çok iletişim aracı var hayatımızda. Bu değişim nasıl etkiliyor yayın dünyasını?
Doğan Hızlan : Efendim, 50′li 60′lı yıllar farklı. Bugün TV veya internet bilgiyi anında veriyor. İnsanlar bilgiyi uzun uzun okumak yerine, internetten çok yüzeysel olarak anında alabiliyorlar. DVD’ler, bir sürü TV kanalı, hepsi insanın az okumasına sebep olabilecek araçlar. İşte bu araçların olduğu bir ortamda yapılacak şey; çekici olmanız!.. Çekici olabilmek, yani okutmak için de çağdaş birtakım pazarlama tekniklerini kullanmanız gerekiyor. Kitap bir ürün sonuçta. Fakat şahsen hiçbir zaman kötüyü düşünmem. Paul Eluard’ın “Gece asla tam karanlık değildir” mısrası vardır mesela. Ben de öyle düşünüyorum; en kötü durumda bile mutlaka iyi bir şey olur. Türkiye’de de türler artıyor, kitap sayısı artıyor, kitabevleri, kitap ekleri artıyor. Bunların olumsuz bir gidiş olduğunu söyleyemem.

August 18th, 2008 at 9:18 am
Olm Skylife’a “göz gezdireceğine” adam gibi okusana!
Sonra internete kızıyosun.
O yazıya tam katılmıyorum aslında. Sadece internetten öyle okuyorum ve kitap okuyabileceğim zaman azaldı o kadar.
Bütün okuma şeklim değişmedi yani.
August 18th, 2008 at 4:36 pm
Emin,
Lafın gelişi göz dezdirdim diyorum. Ayda neredeyse 8 defa uçağa biniyorum şu ara okuyorum zaten dergiyi.